

yazan Simon Bodych
17 dk. okuma
Telefon mülakatı birçok adayın hafife aldığı bir aşama. Kameranız kapalıdır, takım elbise gerekmez, önünüzde notlar durur. Rahat görünür. Tam da bu yüzden çok kişi burada elenir. Çünkü işe alım uzmanı bu kısa görüşmede şuna bakar: Karşındaki kişi düzgün iletişim kurabiliyor mu, rolü gerçekten istiyor mu, ücret beklentisi ve başlangıç tarihi uyuyor mu, bir sonraki aşamaya taşımaya değer mi?
Üstelik telefon görüşmeleri genelde 15 ila 30 dakika sürer. Yani toparlama şansınız sınırlıdır. Uzun uzun konuşmak, bağlantı sorunu yaşamak, soruyu anlamadan cevap vermek, sesinizin yorgun gelmesi, bunların hepsi düşündüğünüzden daha hızlı puan kaybettirir. İyi tarafı şu: Doğru hazırlıkla bu aşama gayet yönetilir. Hatta bazı adaylar için avantajlı bile olabilir.
Ben işe alım süreçlerinde yıllardır aynı manzarayı görüyorum. Özgeçmişi güçlü aday görüşmede dağılıyor, daha mütevazı profilli bir aday ise tertemiz anlatım ve net örneklerle öne çıkıyor. Telefon mülakatı tam olarak böyle bir filtre. Kısa, net, disiplinli olan kazanır.
Telefon mülakatı çoğu zaman iki amaçtan biri için yapılır. İlki, klasik İK ön elemesi. Burada geçmişinizin özeti, ilana neden başvurduğunuz, ücret beklentiniz, ihbar süreniz, hibrit ya da uzaktan çalışma tercihiniz gibi temel konular sorulur. İkincisi ise departman yöneticisiyle yapılan telefon görüşmesidir. O aşamada iş yapış biçiminiz, örnek projeleriniz, problem çözme yaklaşımınız ve ekip uyumunuz daha fazla önem kazanır.
Hazırlığı buna göre ayarlamak gerekir. İK uzmanı sizden 5 dakikalık teknik hikâye beklemez. Yöneticiyle görüşürken de genel geçer laflar işe yaramaz. Aynı konuşma metnini herkese uygulayan adayların sesi birkaç dakika içinde boşa düşer.
| Mülakat türü | Ana amaç | Genelde sorulanlar | Sizin öne çıkarmanız gerekenler |
|---|---|---|---|
| İK ön elemesi | Sonraki aşamaya geçip geçmeyeceğinize karar vermek | Bize kendinizden bahsedin, neden bu rol, ücret beklentiniz, başlangıç tarihiniz, çalışma modeli tercihiniz | Net kariyer özeti, role ilgi, pratik uyum, iletişim becerisi |
| Yönetici ile telefon görüşmesi | İşe uygunluğunuzu ve deneyim derinliğinizi ölçmek | Benzer projeler, teknik veya operasyonel örnekler, karar alma biçimi, ekip çalışması, sonuçlar | Somut başarılar, nasıl düşündüğünüz, süreç yönetimi, yarattığınız etki |
Bir örnek verelim. Diyelim ki Elif Yıldız, İstanbul’da bir SaaS şirketi olan Rotasoft’ta müşteri operasyonları uzmanı pozisyonuna başvuruyor. İK ile yaptığı ilk görüşmede Elif’in; 4 yıllık deneyimi olduğunu, B2B müşteri talepleri yönettiğini, süreç iyileştirme işi yaptığını, 1 ay içinde başlayabileceğini ve ücret beklentisinin piyasa ile uyumlu olduğunu net anlatması gerekir. Aynı Elif departman müdürüyle konuşurken artık rakam vermelidir. Mesela, “Geçen yıl destek ekibiyle finans ekibi arasındaki devir sürecini yeniden düzenledim, tekrar açılan talepleri düşürdük” gibi.
İnternetteki birçok kariyer içeriği tüm mülakat türlerini aynı kefeye koyuyor. Bu yaklaşım pek işe yaramıyor. Telefon görüşmesinin dinamiği başka.
İlk fark, beden dilinizin görünmemesi. Bu durumda sesiniz her şey olur. Enerji, konuşma temposu, netlik, sıcaklık, vurgu, hepsi daha fazla öne çıkar. Karşınızdaki kişi kaşınızı, el hareketinizi, gülümsemenizi görmediği için yalnızca ses tonunuza göre yorum yapar. Monoton konuşursanız ilgisiz sanılırsınız. Çok hızlı giderseniz gergin görünürsünüz.
İkinci fark, sessizliklerin daha uzun hissedilmesi. Yüz yüze görüşmede kısa bir düşünme payı normaldir. Telefonda ise karşı taraf “Bağlantı mı gitti?”, “Soru anlaşılmadı mı?”, “Aday aynı anda başka bir şey mi yapıyor?” diye düşünebilir. Bu yüzden geçiş cümleleri iş görür. Örneğin, “Güzel bir soru, bunu kısa bir örnekle yanıtlayayım” veya “Bu konunun iki tarafı var, önce mevcut deneyimimden bahsedeyim” demek konuşmayı taşır.
Üçüncü fark, not kullanma kolaylığı. Özgeçmişiniz, ilan metni, soracağınız sorular ve başarı örnekleriniz önünüzde durabilir. Bu büyük bir avantajdır. Ama notu okumaya kalkarsanız sesiniz yapaylaşır. İK uzmanları bunu çok hızlı fark eder.
Son fark ise teknik aksaklıkların etkisi. Cızırtı, yankı, hoparlör kullanımı, apartman inşaat sesi, havlayan köpek, çekmeyen mobil hat. Bunlar sizi olduğunuzdan daha kötü gösterir. Ne kadar nitelikli olursanız olun, karşı taraf sizi duyamıyorsa o deneyimin pek faydası kalmaz.
Hazırlığı son 10 dakikaya bırakan adaylar genelde gereksiz hata yapar. Daha sağlam bir yöntem, zamanı parçalara bölmek. Aşağıdaki plan müşteri hizmetlerinden ürün yönetimine, satış operasyondan finansa kadar çoğu rol için işe yarar.
Türkiye’de telefon mülakatlarının akışı çoğu zaman küresel örneklere benzer, ama bazı küçük farklar gerçekten önemlidir. İlk olarak, görüşmenin tonu genelde kısa bir nezaket bölümüyle açılır. “Merhaba, uygun musunuz?” sorusu çok yaygındır. O anda uygun değilseniz aceleyle başlamak yerine, aynı gün içinde net bir saat önererek geri dönüş istemek daha iyi bir izlenim bırakır.
İkinci önemli konu hitap biçimi. Özellikle ilk görüşmede daha resmi bir ton güvenli taraftır. Görüşmecinin yaşına, unvanına ve sektörün kültürüne göre “Hanım”, “Bey” ya da doğrudan ad-soyadla kibar hitap etmek sık görülür. Karşı taraf tonu yumuşatırsa siz de doğal biçimde uyum sağlayabilirsiniz.
Türkiye’de ilk telefon görüşmelerinde ücret beklentisi, ihbar süresi, çalışma modeli, ofis konumu ve yan hakların genel çerçevesi erken aşamada daha sık konuşulabilir. Bazı şirketler özellikle “servis var mı”, “yemek kartı”, “prim yapısı”, “özel sağlık sigortası” gibi başlıkları adayın öncelikleri arasında görür. Her detayın peşine ilk dakikada düşmek iyi değildir ama sizin için belirleyici başlıkları net bilmek faydalıdır.
Bir başka pratik nokta da özgeçmiş adlandırmasıdır. Türkiye’de birçok işe alım uzmanı hâlâ “CV” der, bazıları “özgeçmiş” kullanır. İkisi de normaldir. Benzer şekilde “ihbar süresi”, “notice” yerine çok daha sık duyulur. Telefonda bu yerel terimleri doğal biçimde kullanmanız iletişimi kolaylaştırır. Son olarak, özellikle büyük şehirlerde trafik ve ofise ulaşım konusu bazen düşündüğünüzden daha erken sorulur. Hibrit düzende hangi lokasyonda yaşayacağınız ya da ofise ne kadar rahat gidebildiğiniz pratik bir uyum göstergesi olarak değerlendirilebilir.
Genel şirket araştırması yetmez. Telefon mülakatında size lazım olan şey, hızlı ve kullanılabilir bilgi. Amaç ansiklopedi taşımak değil, doğru anda doğru detayı söylemek.
Önce şirketin kendi sitesine bakın. Ana sayfa, hakkımızda sayfası, ürün veya hizmet sayfaları. Şirketin ne yaptığını sade Türkçeyle tek cümlede anlatamıyorsanız hazır değilsiniz. Örneğin, “Bu firma e-ticaret markalarına depo, kargo takibi ve iade süreçlerini tek panelden yönetme imkânı sunuyor” diyebiliyorsanız doğru yoldasınız.
Sonra ilana dönün. Tekrarlanan kelimelere dikkat edin. Süreç iyileştirme mi diyor, müşteri iletişimi mi diyor, raporlama mı diyor, ekipler arası koordinasyon mu diyor? Bir ilanda aynı kavram üç kez geçiyorsa o yetkinlik gerçekten önemlidir.
Görüşmecinin adı belli ise LinkedIn profiline kısa bir göz atın. Tüm kariyer tarihçesini ezberlemenize gerek yok. Hangi ekipte, ne kadar süredir şirkette, operasyon kökenli mi yoksa satış kökenli mi, buna bakın. Sormayı planladığınız sorular daha isabetli olur.
Bir de güncel gelişmeleri kontrol edin. Yeni yatırım haberi, ürün lansmanı, yurt dışı açılımı, satın alma, üst yönetim değişikliği, önemli bir ortaklık. Bunlar “Neden bizi tercih ettiniz?” sorusuna ezber dışı bir yanıt vermenizi sağlar. Resmî kaynakları tercih edin. Şirketin basın sayfası, LinkedIn şirket duyuruları, kamuya açık açıklamalar iyi kaynaklardır. İş dünyası haberleri için LinkedIn News gibi güvenilir bir kaynak da kullanılabilir.
Mesela Ankara merkezli bir lojistik teknolojileri firması olan KargoMatik’e başvurduğunuzu düşünün. “Misyonunuz çok güzel” demek zayıf kalır. Şöyle bir cümle ise güçlüdür: “İlanı incelerken rolün hem müşteri operasyonları hem de süreç standardizasyonu tarafında konumlandığını gördüm. Son işimde benzer şekilde müşteri destekten depoya giden akışta hata oranını düşüren bir kontrol listesi oluşturmuştum, bu nedenle pozisyon bana oldukça yakın geldi.”
Telefon mülakatının en büyük avantajlarından biri bu. Ama masa başını savaş alanına çevirmeye gerek yok. Fazla belge de dikkati dağıtır.
Şunlar elinizin altında olsun:
Notları kısa yazın. Cümle değil tetikleyici ifadeler kullanın. Örneğin, “Onboarding karmaşası, rehber hazırladım, 12 kişiye eğitim, devir süresi kısaldı” gibi. Bu yöntem akışı hatırlatır ama sizi robot gibi konuşturmaz.
Benim adaylara sık verdiğim pratik öneri şu: Her örnek için dört mini başlık yazın. Sorun, yaptığınız şey, ölçülebilir sonuç, öğrendiğiniz ders. Telefonda bu yapı hayat kurtarır.
Çok iyi adayların yalnızca kötü ortam yüzünden zayıf göründüğüne defalarca şahit oldum. Arka planda televizyon açık, yankılı boş oda, pencere açık, kuryeyle konuşma, bir yandan klavye tıkırtısı. Bunlar profesyonellik algısını doğrudan düşürür.
Satış ekiplerinin yıllardır kullandığı basit bir teknik var: Önemli telefon görüşmesinde ayağa kalkmak. Komik gelebilir ama çalışır. Daha diri, daha kararlı, daha canlı duyulursunuz.
Aşağıdaki örnekler kısa tutuldu. Çünkü telefon görüşmesinde uzun cevap çoğu zaman iyi cevap değildir. İdeal yanıtlar genelde 30 ila 75 saniye arasında kalır.
Örnek yanıt: “Son dört yıldır müşteri operasyonları ve süreç geliştirme alanında çalışıyorum. Şu an Eksen Yazılım’da kurumsal müşterilerden gelen taleplerin yönetimi ve ekipler arası devir süreçleriyle ilgileniyorum. Son bir yılda özellikle destek ile finans ekibi arasındaki işlem akışlarını iyileştiren projelerde yer aldım. Bu role başvurmamın nedeni de hem müşteri tarafını hem operasyon disiplinini bir araya getiren işlerde daha güçlü sonuç üretiyor olmam.”
Örnek yanıt: “İki nedenle ilgimi çekti. Birincisi, ilandaki sorumluluklar mevcut deneyimimle oldukça örtüşüyor, özellikle süreç iyileştirme, müşteri problemi çözme ve ekip koordinasyonu tarafında. İkincisi, şirketinizin son dönemde ürün yapısını büyüttüğünü gördüm. Büyüme dönemindeki ekiplerde görev almayı seviyorum çünkü yalnızca mevcut işi sürdürmek değil, sistemi daha iyi hale getirmek mümkün oluyor.”
Örnek yanıt: “Benim anladığım kadarıyla şirketiniz orta ölçekli perakende firmalarına stok, sipariş ve kargo süreçlerini tek panelden yöneten bir yazılım sunuyor. Özellikle raporlama ve operasyon görünürlüğü tarafında konumlanıyorsunuz. Son dönemde e-ihracat yapan markalara yönelik yeni çözümler duyurduğunuzu da gördüm. Bu da ekibin büyüme ve dönüşüm içinde olduğunu düşündürdü.”
Örnek yanıt: “Mevcut rolümde ciddi şeyler öğrendim ve bunu küçümsemiyorum. Özellikle operasyon takibi ve müşteri iletişimi tarafında iyi bir temel oluşturdum. Fakat artık daha fazla sahiplik alabileceğim, yalnızca işi yürüten değil, süreci geliştiren tarafta olduğum bir rol istiyorum. Bu pozisyon o nedenle bana daha doğru göründü.”
Örnek yanıt: “Toplam paketi ve rolün kapsamını birlikte değerlendirmeyi tercih ederim. Benzer pozisyonlar ve kendi deneyim seviyem doğrultusunda belirli bir bant düşünüyorum. Tabii yan haklar, prim yapısı ve sorumluluk seviyesi de önemli. Sizin bu rol için planladığınız aralığı duymayı da isterim.”
Bu soruda aşırı yuvarlak konuşmak da hata, hazırlıksız rakam atmak da. Piyasa araştırması yapın. Türkiye’de ücretler sektör, şehir, şirket ölçeği ve dil gereksinimine göre ciddi değişir. Özellikle İstanbul merkezli teknoloji şirketi ile Anadolu’daki yerel işletmenin bandı aynı olmayabilir.
Örnek yanıt: “Geçen yıl MaviSepet’te çalışırken destek ekibinden depoya aktarılan iadelerde sık gecikme yaşanıyordu. Sorunu incelediğimde görev sahipliğinin net olmadığını gördüm. Basit bir kontrol listesi hazırladım, devir adımlarını yeniden tanımladım ve ekiplere 30 dakikalık kısa eğitim verdim. İki ay içinde tekrar açılan iade kayıtları belirgin şekilde düştü. O deneyim bana küçük operasyon netliklerinin müşteri memnuniyetine doğrudan etki ettiğini öğretti.”
Örnek yanıt: “Evet, hibrit düzende çalışmaya alışığım. Son iki yılda hem uzaktan hem ofis günleri olan bir modelde çalıştım. Günlük takibi düzenli yapma, yazılı iletişim kurma ve toplantı sonrası aksiyonları netleştirme konusunda disiplinliyim. Eğer rol daha yoğun ofis varlığı gerektiriyorsa bunu da baştan planlayabilirim.”
Örnek yanıt: “Evet, iş seviyesinde kullanabiliyorum. Özellikle e-posta yazışmaları, müşteri toplantıları ve süreç dokümantasyonu tarafında aktif kullandım. Son işimde Almanya ve Hollanda merkezli iki müşteri hesabında haftalık İngilizce koordinasyon toplantılarına katılıyordum.”
Burada “Yok, teşekkürler” demek çoğu zaman kötü kapanış olur. Gerçekten her şey konuşulmuşsa ayrı mesele. Onun dışında soru sormak ilgiyi ve ciddiyeti gösterir.
Sorularınız görüşmenin aşamasına uygun olmalı. İK ön elemesinde şirket içi siyaset, yıllık zam oranı detayları veya yan hak paketinin en küçük maddesine girmek erken olabilir. Daha akıllı, daha odaklı ilerleyin.
Son soru özellikle güçlüdür. Çünkü varsa bir tereddüdü kapatma şansı verir. Bazen yönetici, örneğin sektör deneyiminizin daha sınırlı olduğunu düşünüyordur. Bu soruyla konu açılır ve siz de benzer deneyim transferini anlatabilirsiniz.
Adaylar geç kalmamak ve kibar olmak gibi temel kuralları genelde biliyor. Sorun daha ince hatalarda çıkıyor.
Telefon mülakatında heyecan kaybolmaz. Hatta bazen daha da artar çünkü karşınızdaki kişinin yüzünü görmezsiniz. Tepkisini okuyamazsınız. Bu durumda doğaçlama yerine yapı işe yarar.
Benim en sevdiğim kısa formül şu: Ana fikir, örnek, sonuç. Önce ne söyleyeceğinizi söyleyin. Sonra kısa bir örnek verin. En sonda sonucu bağlayın. Bu yapı dağılmanızı engeller.
Düşünmek için birkaç saniyeye ihtiyacınız varsa bunu profesyonelce söyleyin. “En doğru örneği seçmek için bir saniye düşüneyim” cümlesi, gereksiz sessizlikten çok daha iyidir. Bir başka kritik nokta da hız. Gergin adayların çoğunun cevabı kötü değildir, sadece fazla hızlıdır. Yüzde 10 ila 15 daha yavaş konuşmak bile etkiyi değiştirir.
Sesinizi ısıtın. Görüşmeden önce kariyer özetinizi iki kez yüksek sesle okuyun. İçinizden tekrar etmek yetmez. Ağız, nefes, tempo birlikte çalışmalı. Sporcu ısınması gibi düşünün.
Telefon mülakatında karizma değil açıklık kazanır. Kusursuz sese, hazır esprilere ya da çok parlak cümlelere ihtiyacınız yok. Net örnekler, iyi dinleme ve sakin tempo yeterlidir.
Aşağıdaki kısa şablon özellikle ilk aşama görüşmelerinde çok iş görüyor:
Örneğin, “Ekipler arası koordinasyon benim güçlü olduğum alanlardan biri. Son işimde destek ve finans ekipleri arasındaki devir sürecini sadeleştirdim, tekrar açılan kayıtları azalttık. Bu rolün de benzer şekilde farklı ekiplerle yakın çalıştığını gördüğüm için bu deneyimimin burada faydalı olacağını düşünüyorum”. Kısa, açık, işe dönük. Tam olması gereken şey bu.
Telefon mülakatında bu başlıklar sık gelir. Ve çoğu aday teknik sorulara hazırlanırken bu pratik konuları boş bırakır. Oysa süreç bazen tam burada tıkanır.
Ücret beklentiniz için tek sayı yerine bir bant belirleyin. Bu bandı da kafadan değil, kendi deneyiminiz, şehir, sektör ve rol seviyesine göre oluşturun. Başlangıç tarihi için net olun. “Sanırım iki hafta gibi” değil, “Mevcut işimde 4 haftalık ihbar sürem var, istersek bunun bir kısmını yıllık izinle kısaltmayı konuşabilirim” gibi konuşun. Çalışma modelinde ise gerçekçi olun. Haftada 4 gün ofis beklenen role başvurup sonra “Ben sadece uzaktan çalışırım” derseniz uyumsuz görünürsünüz.
Bu konularda dürüst ama esnek bir ton en iyisidir. Fazla sert konuşmak da, tamamen belirsiz kalmak da iyi izlenim bırakmaz.
Evet, ama sessiz ve akıllı şekilde. Özellikle ekip yapısı, sonraki aşamalar, pozisyonun öncelikleri, söylenen araçlar veya kritik beklentiler gibi bilgileri not edin. Bu hem sonrasında teşekkür e-postası yazarken işinize yarar hem de ikinci görüşmede aynı şeyleri sordurmaz.
Yalnız, not almak için klavyeye abanmak iyi fikir değil. Mümkünse kalem ve kâğıt kullanın. Bilgisayarda yazacaksanız mekanik klavye sesinin telefonda ne kadar rahatsız edici geldiğini unutmayın.
Teşekkür mesajını 24 saat içinde gönderin. Kısa olsun, somut olsun, gerçekten o görüşmeye ait olsun.
Konu: Bugünkü görüşme için teşekkürler
E-posta metni:
Merhaba Selin Hanım,
Bugün müşteri operasyonları uzmanı rolü hakkında ayırdığınız zaman için teşekkür ederim. Özellikle ekibin şu anda süreç standardizasyonu ve farklı departmanlar arası koordinasyon tarafına odaklandığını duymak benim için çok değerliydi. Görüşmemiz, pozisyona olan ilgimi daha da artırdı.
Paylaştığınız ihtiyaçlar doğrultusunda, önceki görevimde destek ve finans ekipleri arasındaki iş akışını netleştirdiğim ve tekrar açılan kayıtları düşürdüğüm çalışma deneyimimin ekibinize katkı sağlayabileceğini düşünüyorum. Gerekirse memnuniyetle ek bilgi paylaşabilirim. Sonraki adımları duymayı bekliyorum.
İyi çalışmalar,
Berk Arslan
Bu örnek işe yarar çünkü görüşmede konuşulan gerçek bir noktaya dokunur. Genel geçer “zaman ayırdığınız için teşekkürler” mesajları zararlı değildir ama pek fark yaratmaz.
Aşağıdaki listeyi görüşmeden hemen önce bir dakika içinde tarayabilirsiniz.
Telefon mülakatına hazırlanmanın özü aslında basit. Rolü anlayın, şirketi anlayın, kendi hikâyenizi netleştirin, teknik ve çevresel tüm dikkat dağıtıcıları ortadan kaldırın. Bu kadar. Fakat birçok aday bunu yapmadığı için, temel hazırlığı yapan kişi bile ciddi avantaj yakalar.
İşe alım uzmanlarını etkileyen adaylar her zaman en parlak konuşanlar değildir. Hazırlıklı olanlar, net anlatanlar, soruyu dinleyenler ve role gerçekten uyduğunu gösterebilenler öne çıkar. Telefon mülakatı kısa olabilir ama ağırlığı büyüktür. Ciddiye alın, prova yapın, somut konuşun. Sonuçlar genelde çok hızlı değişir.
Paylaş:
No comments yet. Be the first to share your thoughts!
17 dk. okuma
17 dk. okuma
19 dk. okuma