

yazan Simon Bodych
17 dk. okuma
İletişim becerileri çoğu kişinin sandığından daha belirleyici. Mülakatta verdiğiniz bir cevap, ekip toplantısında kurduğunuz bir cümle, yöneticinize sorun bildirirken seçtiğiniz ton, müşteriye attığınız e-posta, hepsi sizin hakkınızda güçlü bir izlenim bırakır. İnsanlar çoğu zaman teknik yeterliliğin tek başına öne çıkardığını düşünür. Gerçekte ise terfi, güven, iş birliği ve itibarın önemli bir kısmı iletişim kalitesine bağlıdır.
Burada kritik nokta şu, iletişim tek parça bir yetenek değildir. Çok konuşan biri iyi iletişimci olmayabilir. Son derece nazik biri net olmayabilir. Toplantıda etkileyici konuşan bir çalışan, yazılı anlatımda dağınık olabilir. Başka biri ise sunumda zorlanır ama bire bir görüşmelerde son derece güçlüdür. Bu gayet normaldir. İletişim, farklı durumlarda ayrı ayrı çalışan bir beceri setidir.
Bu yazıda iletişim becerilerini ezberlik bir liste gibi değil, iş hayatında gerçekten karşılaştığımız senaryolar üzerinden ele alacağım. Hangi beceri hangi sorunu çözer, zayıf ve güçlü kullanım arasındaki fark nedir, özgeçmişte ve mülakatta nasıl gösterilir, uzaktan çalışmada hangi iletişim alışkanlıkları öne çıkar, hepsini net örneklerle anlatacağım.
İletişim becerisi, düşünceyi karşı tarafın anlayacağı şekilde aktarma, başka insanların ne demek istediğini doğru anlama ve işi gereksiz karmaşa yaratmadan ilerletme yeteneğidir. Bunun içinde konuşma, dinleme, yazma, soru sorma, geri bildirim verme, ton ayarlama, çatışma çözme, ikna etme ve duruma göre üslup değiştirme vardır.
Birçok çalışan burada hata yapar. Herkese aynı tonda konuşur, her konuyu aynı araçla çözmeye çalışır. Oysa mülakatta kullandığınız dil ile ekip içi mesajlaşmada kullandığınız dil aynı olmamalı. Yöneticinize gecikme bildirirken kurduğunuz cümle ile yeni başlayan bir ekip arkadaşına süreç anlatırken kurduğunuz cümle de aynı olamaz. İletişimde bağlam her şeydir.
İyi iletişim süslü cümle kurmak değildir. Karşı tarafın doğru şeyi, doğru zamanda, doğru detay seviyesinde anlamasını sağlamaktır. Bir yöneticinin görmek istediği şey çoğu zaman netlik ve risk bilgisidir. Bir ekip arkadaşınız ise sizden daha kısa, daha uygulanabilir bilgi bekler. Müşteri ise teknik detay değil, etkilenme alanı ve çözüm planı duymak ister.
İletişimi geliştirmenin en iyi yolu, onu soyut bir konu gibi değil, somut iş anları üzerinden düşünmektir. Pazartesi sabahı ofise ya da bilgisayar başına geçtiğinizde sizi zorlayan anlar bellidir. Toplantılar, yazışmalar, gerilimli konuşmalar, yöneticinize durum güncellemesi vermek, müşteriyle sorun çözmek, ekip içinde karar almak. Her biri farklı iletişim refleksleri ister.
| İş ortamındaki durum | En kritik iletişim becerileri | Güçlü iletişim nasıl görünür? |
|---|---|---|
| Mülakat | Netlik, özgüven, dinleme, hikâyeleştirme | Soruyu doğrudan yanıtlar, somut örnek verir, akıllı takip soruları sorar |
| Toplantılar | Kısa ve öz konuşma, aktif dinleme, söz alma dengesi, özetleme | Konudan sapmaz, amacı olan katkı sunar, kararları netleştirir |
| E-posta ve kurumsal mesajlaşma | Yazılı anlatım, ton kontrolü, yapı, hız | Açık konu başlığı kullanır, kısa paragraflar yazar, net talep belirtir |
| Çatışma ve anlaşmazlık | Duygu kontrolü, empati, hakkını savunma, çözüm odaklılık | Sorunu erkenden konuşur, kişiselleştirmez, çözüm önerir |
| Liderlik | Beklenti koyma, geri bildirim, ikna, şeffaflık | Nedenini açıklar, öncelikleri netler, kime nasıl konuşacağını bilir |
| Uzaktan çalışma | Asenkron iletişim, dokümantasyon, kanal seçimi | Kararları yazar, bağlam verir, gereksiz toplantı yükü yaratmaz |
Aktif dinleme, sadece sıranızı beklemek değildir. Karşınızdaki kişinin ne söylediğini anlamaya çalışmak, varsayım yapmak yerine doğrulamak ve cevabı gerçekten söylenene göre vermektir. İş yerinde dinlemeyen insanlar genelde iki hata yapar, ya lafı keserler ya da duyduklarından farklı bir probleme çözüm üretirler.
Zayıf örnek, ürün ekibi teslim tarihinden söz ederken siz sorunun kapasite olduğunu sanıp çözümü yanlış yere kurarsınız. Güçlü örnek ise şöyledir: “Doğru anladıysam asıl sorun teslim tarihi değil, geliştirme başladıktan sonra kapsamın değişmiş olması. Böyle mi?” Bu cümle tek başına birçok gereksiz gerilimi önler.
İyi iletişim kuran insanlar daha havalı değil, daha anlaşılır konuşur. Gereksiz terimi azaltır, ana fikri başa koyar, detayları mantıklı sırayla verir. Çoğu profesyonel, bilgili görünmek için cümleyi karmaşıklaştırır. Bu genelde ters teper.
“Bazı çapraz ekip bağımlılıkları çıktı” demek yerine “Cuma çıkamıyoruz çünkü hukuk metni onaylamadı ve ödeme sayfasında hata bulundu” demek daha iyidir. İkinci cümle anlaşılır, ölçülebilir ve karar almaya yardım eder.
Yazı, iş hayatında olduğundan daha az ciddiye alınır. Oysa kötü yazılmış bir e-posta onlarca dakikalık ek iş çıkarabilir. Belirsiz bir mesaj yüzünden beş kişi ayrı ayrı açıklama istemek zorunda kalabilir. İyi yazılı iletişim kısa, taranabilir, bağlam içeren ve net talebi olan iletişimdir.
Özellikle hibrit ve uzaktan çalışan ekiplerde yazı becerisi neredeyse temel operasyon becerisine dönüştü. Toplantıda konuşulanlar unutulur, yazılanlar kalır.
Kısa konuşmak kabalık değildir. Konuyu sakız gibi uzatmamak, gereken kadar bilgi vermek demektir. Özellikle yöneticiler, ekip liderleri ve yoğun çalışan ekip arkadaşları uzun girişlerden hoşlanmaz. Ana fikri ilk 20 ila 30 saniyede söyleyebilen insanlar daha güvenilir görünür.
Bu beceri mülakatta da altın değerindedir. Adayın 90 saniyede anlatabileceği bir örneği 4 dakikaya yayması, iletişimin zayıf algılanmasına neden olur.
Güçlü iletişim sadece iyi anlatmakla ilgili değildir, iyi soru sormak da en az o kadar önemlidir. İyi sorular eksik bilgiyi açığa çıkarır, önceliği netleştirir, riski erkenden gösterir. Zayıf iletişimci varsayar. Güçlü iletişimci sorar.
Örneğin “Ne yapmamızı istersiniz?” genel bir sorudur. “Öncelik hız mı, maliyet mi, yoksa hata riskini azaltmak mı?” sorusu ise karar kalitesini yükseltir.
Beden dili, göz teması, oturuş, mimik, ses tonu ve konuşma hızı düşündüğünüzden fazla mesaj verir. Kamera açık toplantılarda buna ekran karşısındaki duruş, dikkat seviyesi ve yüz ifadesi de eklenir. Siz “katılıyorum” deseniz bile yüzünüz gerilimli, sesiniz soğuksa karşı taraf başka bir mesaj alır.
Özellikle yönetici pozisyonlarında bu çok kritik. Sert bir ton, kısa bir suskunluk, kaş kaldırmak bile ekibin rahatça konuşmasını engelleyebilir.
Empati yumuşak bir kavram gibi anlatılır ama iş hayatında son derece pratiktir. Mesajı karşınızdakinin duyabileceği biçimde kurmanızı sağlar. İnsanlar anlaşılmadığını hissedince savunmaya geçer. Özellikle geri bildirim verirken, değişim duyururken ve kriz anlarında empati ciddi fark yaratır.
Bir müdürün “Bu sunum yeterince iyi değil” demesi başka, “Sunumun ana fikri güçlü ama yönetim kurulunun beklediği finansal etki kısmı eksik kalmış, istersen bunu birlikte güçlendirelim” demesi başkadır. İkinci yaklaşım daha sonuç alıcıdır.
Birçok başarılı çalışan burada zorlanır. Fikrini söylemek ister ama sert görünmekten çekinir. Sonra da fazla yumuşatır, cümle belirsizleşir, asıl mesaj kaybolur. Girişken iletişim, saldırgan olmadan net konuşmaktır. Özür dileyen bir üsluba sığınmadan ihtiyacı, sınırı veya öneriyi söyleyebilmektir.
Örnek, “Belki uygunsa şu işi biraz erteleyebilir miyiz acaba” yerine “Bu hafta kapasitem dolu. Müşteri denetimini öne alacaksak rapor güncellemesini salıya çekmem gerekecek. Tercihiniz hangisi?” demek daha olgundur.
İyi geri bildirim spesifiktir, zamanındadır ve kişiliğe değil davranışa odaklanır. “Dikkatsizsin” hiçbir işe yaramaz. “Müşteri teklifinde iki fiyat hatası vardı, bundan sonra gönderim öncesi son kontrol listesi ekleyelim” cümlesi ise düzeltilebilir bir sorun tarif eder.
Türkiye’deki birçok ekipte geri bildirim ya çok geç veriliyor ya da dolaylı veriliyor. Sonra kimse tam olarak neyin yanlış gittiğini anlamıyor. Açık ama saygılı dil burada hayat kurtarır.
Bu beceri genelde atlanır. Oysa savunmaya geçiyorsanız, uzun açıklamalarla kendinizi korumaya çalışıyorsanız ya da küstüğünüz izlenimi veriyorsanız insanlar bir süre sonra size dürüst konuşmayı bırakır. Bu da gelişimi durdurur.
Güçlü yaklaşım şudur, dinle, örnek iste, neyi değiştireceğine karar ver. Hemen haklı çıkmaya çalışma. Her geri bildirim doğru olmayabilir ama önce anlamadan reddetmek iyi görünmez.
Çatışma çözme, sürtüşmeyi kişisel kavgaya çevirmeden ele alma becerisidir. Sorunu erken fark etmek, olgular üzerinden konuşmak ve ortak çözüm aramak gerekir. İş yerinde birçok ilişki, çatışmanın varlığından değil, yanlış yönetilmesinden bozulur.
“Sen zaten hiçbir şeyi zamanında yapmıyorsun” cümlesi ilişkiyi bozar. “Son iki rapor teslim saatinden sonra geldiği için müşteri sunumu bir gün kaydı. Bu gecikmeyi azaltmak için teslim sürecini birlikte düzenleyebilir miyiz?” cümlesi ise kapıyı kapatmaz.
İkna etmek, karşı tarafı sözle ezmek değildir. Mantığı, seçenekleri, riskleri ve faydayı o kişinin baktığı yerden anlatmaktır. Finans ekibi maliyet ve risk dinler. Ürün ekibi kullanıcı etkisini merak eder. Yönetim ekibi hız, sonuç ve öncelik duymak ister. Tek bir mesajı herkese aynı biçimde sunarsanız etkisi düşer.
Başarılı profesyoneller çoğu zaman daha çok konuşarak değil, doğru kişiye doğru gerekçeyi sunarak ikna eder.
Dinleyici farkındalığı, mesajı karşı tarafın bilgi düzeyi, beklentisi ve rolüne göre ayarlamaktır. Çok iyi analist olabilirsiniz ama CFO’ya, insan kaynaklarına ve yeni başlayan bir çalışana aynı detay seviyesinde konuşuyorsanız iletişiminiz eksik kalır.
İyi iletişimciler teknik doğruluktan vazgeçmeden dili sadeleştirir. Karmaşık olanı basitleştirmek ciddi bir profesyonellik göstergesidir.
İş hayatındaki iletişimin büyük bir kısmı şu soruya çıkar, konuşma bittiğinde kim ne yapacak, ne zaman yapacak, karar nereye yazıldı? Güçlü iletişimci döngüyü kapatır. Toplantı notu yollar, sahipliği netleştirir, kararları görünür hale getirir.
Birçok ekipte sorun iletişimsizlik değil, yarım kalan iletişimdir. Herkes konuşur ama kimse sonunda ne kararlaştırıldığını yazmaz. Sonra aynı konu bir hafta sonra yeniden açılır.
Türkiye’de iş iletişimi çoğu sektörde hem resmiyet hem de ilişki yönetimi üzerinden okunur. Yani sadece ne söylediğiniz değil, nasıl söylediğiniz ve hiyerarşiyi ne kadar doğru gözettiğiniz de önemlidir. Özellikle kurumsal yapılarda ilk temaslarda daha ölçülü bir ton beklenir. E-postada ve ilk görüşmelerde “Merhaba”, “İyi günler”, “Teşekkür ederim” gibi çerçeveler hâlâ profesyonellik sinyali sayılır. İnsanlar birbirine kısa sürede yakınlaşsa bile, ilk aşamada fazla rahat bir dil kullanmak bazen ciddiyet eksikliği gibi algılanabilir.
Mülakatlarda da benzer bir beklenti vardır. Birçok işveren sadece ne yaptığınızı değil, bunu ne kadar saygılı, düzenli ve ölçülü anlattığınıza bakar. Çok iddialı konuşmak kadar aşırı çekingen kalmak da olumsuz algılanabilir. En iyi denge, yaptığınız katkıyı somut örneklerle anlatırken ekiple çalışma biçiminizi de göstermektir. Özgeçmişte “CV” ifadesi günlük dilde yaygın kullanılır, ancak içerikte kısa, açık ve sonuç odaklı maddeler daha güçlü görünür. Referans konusu da birçok işveren için pratikte önemsenir; bu yüzden eski yönetici, ekip lideri ya da müşteriyle kurduğunuz iletişimin tonu dolaylı olarak itibarınızı etkiler.
İş yerinde ise yöneticiyi son anda haberdar etmek genelde kötü karşılanır. Sorun varsa erken söylemek, mümkünse çözüm seçeneğiyle gitmek daha olgun bulunur. Ayrıca birçok ekipte yazılı kayıt alışkanlığı gelişse de kritik konular hâlâ telefon, toplantı ya da kısa bir aramayla netleştirilip ardından e-posta ile özetlenir. Türkiye’de iyi iletişim çoğu zaman şu dengeyi kurabilmektir: saygılı ama ezik olmayan, net ama sert olmayan, sıcak ama laubali olmayan bir ton.
Teori tek başına yetmez. Güçlü iletişim kulağa nasıl gelir, bunu görmek lazım. Aşağıdaki örneklerde zayıf ve güçlü kullanım arasındaki fark çok net.
Zayıf örnek, “Bence bu planda sorunlar var.”
Güçlü örnek, “Planla ilgili iki risk görüyorum. Birincisi, müşteri destek ekibine henüz eğitim verilmedi. İkincisi, kayıt akışında hata olursa geri dönüş senaryomuz yok. Bu iki konu netleşmeden canlıya çıkmayı riskli buluyorum.”
Zayıf örnek, “İnsan ilişkilerim çok iyidir, herkesle iyi anlaşırım.”
Güçlü örnek, “Bir önceki görevimde teknik bir arızayı teknik olmayan kurumsal müşterilere anlatmam gerekiyordu. Bunun için her kriz anında üç başlıklı kısa durum özeti kullanmaya başladım, ne oldu, kimi etkiledi, sıradaki adım ne. Bu yöntem sayesinde hem panik azaldı hem de gereksiz geri dönüş sayısı belirgin biçimde düştü.”
Zayıf örnek, “Merhaba, bunu kontrol edebildiniz mi?”
Güçlü örnek, “Merhaba Ece Hanım, ana sayfa metinlerinin son onayı için yazıyorum. Lansman takvimini korumak adına onayı perşembe günü saat 15.00’e kadar almamız gerekiyor. İsterseniz revize dosya ve değişiklik özetini tek e-postada hemen iletebilirim.”
Zayıf örnek, “Sen zaten işleri hep geç yolluyorsun.”
Güçlü örnek, “Son iki haftada performans raporları son teslim saatinden sonra geldi. Bu yüzden müşteri değerlendirmesini bir gün ötelemek zorunda kaldık. Gecikmeye neyin neden olduğunu konuşup daha işler bir teslim akışı kurabilir miyiz?”
Zayıf örnek, “Bu aralar her şey çok yoğun.”
Güçlü örnek, “Bu hafta tam kapasitedeyim. Eğer Atlas Lojistik denetim dosyasını öne çekersek satış paneli güncellemesini salı gününe almam gerekecek. Önceliği hangisine vermemi istersiniz?”
Zayıf örnek, “Ekibimiz konuyla ilgileniyor.”
Güçlü örnek, “Merhaba Murat Bey, ödeme hatasının kaynağını doğruladık. Sorun yalnızca mobil uygulamadaki kredi kartı adımını etkiliyor, havale ve web ödemeleri çalışıyor. Teknik ekip düzeltmeyi bugün 17.30’a kadar tamamlamayı hedefliyor. Saat 16.30’da ara durum bilgisini ayrıca paylaşacağım.”
İş arayan biri için iletişim üç kritik yerde test edilir, özgeçmiş, mülakat ve takip mesajı. Özgeçmişe sadece “güçlü iletişim becerileri” yazmak zayıf bir tercih. Bunu görev ve sonuç üzerinden göstermeniz gerekir.
İyi örnek maddeler şöyledir:
Mülakatta ise iletişim becerisini sıfatlarla değil, hikâyeyle kanıtlamalısınız. Karışık bir durumu sadeleştirdiğiniz, zor bir konuşmayı yönettiğiniz, birini ikna ettiğiniz ya da farklı bir kitleye göre üslubunuzu değiştirdiğiniz örnekleri önceden hazırlayın.
İnsan yönetmiyor olmanız iletişiminizin önemsiz olduğu anlamına gelmez. Tam tersine, birçok profesyonelin itibarı yöneticisinden önce ekip arkadaşlarının gözünde oluşur. Durum güncellemelerini temiz vermek, toplantıda anlamlı katkı yapmak, sorunları erken haber vermek ve yöneticiyi bağlamsız bırakmamak sizi birkaç ay içinde farklı bir seviyeye çıkarır.
Yöneticiyseniz işinizin büyük bölümü zaten iletişimdir. Beklenti koymak, öncelik belirlemek, geri bildirim vermek, gerilimi erken çözmek, ekibe neden açıklamak, üst yönetime doğru çerçevede raporlamak. Ekibin güveni çoğu zaman yöneticinin konuşma biçimine göre yükselir ya da düşer. Zor konuşmalardan kaçan yönetici bunu çok hızlı biçimde hissettirir.
Uzaktan çalışmada iyi yazamayan çalışan zorlanır. Ofiste belirsiz bir mesajı masaya gidip iki dakikada açıklarsınız. Dağıtık ekipte ise o belirsizlik sohbet kayıtlarında, toplantı notlarında ve geciken işlerde dolaşır durur. İyi uzaktan çalışan, doğru kanalı seçer, bağlam verir, kararı kayda geçirir ve diğer insanların eş zamansız çalışmasını kolaylaştırır.
İletişim sorunlarının önemli kısmı karakter meselesi değildir. Yanlış aracı seçmekten kaynaklanır. Aynı konu hem e-postada, hem anlık mesajda, hem de toplantıda farklı sonuç verir. Bu ayrımı bilmek profesyonellik göstergesidir.
Basit bir kural iş görür. Ton önemliyse daha zengin bir kanal seçin. Kayıt önemliyse yazılı bırakın. Karara daha sonra başkalarının da dönmesi gerekecekse bulunabilir bir yerde dokümante edin.
Daha güvenilir duyulmanın en hızlı yollarından biri basittir, ana fikri önce söyleyin, iki somut veriyle destekleyin, sonra susun.
Zor konuşmalar genelde üç nedenle kötü gider. İnsanlar çok geç konuşur, suçlayıcı dil kullanır ya da konuşmaya ne amaçla girdiklerini bilmez. Sonuç olarak karşı taraf savunmaya geçer, konu kişiselleşir ve asıl mesele çözülmez.
Daha iyi bir yöntem var. Önce gözlenebilir olguyu söyleyin. Sonra etkisini anlatın. Ardından karşı tarafın bakış açısını isteyin. Son olarak sonraki adımı netleştirin. Bu yapı çok işe yarar çünkü duyguyu inkâr etmeden dramatikleşmez.
Örnek bir konuşma şöyle olabilir: “Son iki müşteri devrinde teslim notları eksikti. Destek ekibi bilgileri farklı yerlerden toplamak zorunda kaldı ve ilk yanıt süresi uzadı. Senin tarafta süreci zorlaştıran şey ne, birlikte daha sağlam bir aktarım akışı kurabilir miyiz?”
Mükemmel cümleyi bulmanız gerekmiyor. Duygu kontrolü, net örnekler ve çözüm hedefi çoğu durumda yeterlidir. Sadece iç dökmek için yapılan konuşmalar nadiren sonuç getirir.
Aşağıdaki maddelerde kendinize dürüst olun. Birkaçına “nadiren” ya da “bazen” diyorsanız gelişim alanınız oradadır.
Kişiliğinizi değiştirmeniz gerekmiyor. Tek gereken şey düzenli tekrar, küçük alışkanlıklar ve dürüst geri bildirim. Aşağıdaki plan özellikle yoğun çalışan profesyoneller için gerçekçidir.
30 günün sonunda iki kişiden geri bildirim isteyin. Soruyu basit tutun. “İletişimde iyi yaptığım bir şey ne, geliştirmem gereken bir şey ne?” Bu soru, çoğu kişinin aylarca fark etmediği noktaları birkaç dakikada ortaya çıkarır.
Özgeçmişte iletişim becerisi doğrudan “iletişim becerileri güçlü” diyerek değil, eylem ve sonuç diliyle gösterilir. Özellikle şu fiiller güçlü görünür, sundu, açıkladı, koordine etti, eğitti, müzakere etti, çözdü, belgeledi, danışmanlık verdi, yönetti.
Zayıf örnek: “İletişim becerileri yüksek.”
Güçlü örnek: “Aylık operasyon sonuçlarını 12 kişilik yönetim ekibine sunarak kritik gecikme risklerini ve aksiyon planını raporladı.”
Zayıf örnek: “Müşteri iletişiminden sorumluydu.”
Güçlü örnek: “Kurumsal müşterilerle haftalık durum görüşmelerini yönetti, açık aksiyon listesi ve takip notları sayesinde yenileme dönemindeki memnuniyet puanını yükseltti.”
Özgeçmişte iletişim becerisini göstermenin en iyi yolu, konuştuğunuzu değil, iletişimin bir sonucu olarak neyi iyileştirdiğinizi göstermektir.
Mülakatta iletişim becerisini göstermenin yolu iyi konuşmak kadar, iyi yapılandırılmış örnek vermektir. Önceden dört hikâye hazırlarsanız çoğu soruya rahat yanıt verirsiniz. Biri ekip çalışmasıyla ilgili olsun, biri çatışma yönetimiyle, biri ikna etmeyle, biri de karmaşık bir şeyi basit anlatmakla ilgili olsun.
Güçlü bir mülakat cevabında şu parçalar olur, durum neydi, kiminle konuşuyordunuz, iletişim zorluğu neydi, neyi farklı yaptınız, sonuç ne oldu. Uzatılmış bir konuşma değil, temiz bir akış gerekir.
Örnek cevap: “Netline Teknoloji’de müşteri başarı uzmanı olarak çalışırken, büyük bir perakende müşterimiz olan MaviSepet için entegrasyon sürecinde gecikme yaşadık. Sorun teknikti ama muhatap taraf çoğunlukla operasyon ekibiydi ve teknik dil onları daha da geriyordu. Ben günlük güncellemeleri üç bölüme ayırdım, tamamlanan iş, mevcut engel, bir sonraki adım. Ayrıca her görüşmede tek karar sorusu sordum. Bu yaklaşım sayesinde süreç kısa sürede toparlandı ve müşteri yenileme görüşmesinde özellikle iletişim şeffaflığımızı övdü.”
Büyük değişim çoğu zaman küçük ama düzenli alışkanlıklardan gelir. Özellikle şu alışkanlıklar birkaç hafta içinde fark yaratır.
En iyi iletişim becerileri genelde gösterişli değildir. İnsanlar sizi çoğu zaman şunlarla hatırlar, net miydiniz, zamanında mıydınız, doğru kanalı mı seçtiniz, gerilim yaratmadan zor konuları konuşabildiniz mi, konuşmayı kapatıp işi ileri taşıyabildiniz mi. Bunları düzenli yapan kişiler için ekipler şu ifadeleri kullanır, aklı başında, güvenilir, çalışması kolay. Kariyerde kapı açan ün tam olarak budur.
Hepsini aynı anda düzeltmeye çalışmayın. En çok sürtünme yaratan beceriyi seçin. Belki gereğinden uzun konuşuyorsunuzdur, belki yazılarınız belirsizdir, belki zor konuşmaları erteliyorsunuzdur. Önce onu düzeltin. Doğru noktaya çalıştığınızda ilerleme düşündüğünüzden daha hızlı gelir.
Paylaş:
No comments yet. Be the first to share your thoughts!
17 dk. okuma
19 dk. okuma
17 dk. okuma